Doluyum,
Bir o kadar da yağabilirim.
Nefesim tikaniyor
Konuşmuyorum kimselerle
Oyunbazım
Çakıl taşlarından oyuncağım.
Yaprak yeşili boyalarim.
Doluyum
Damarimda akan kan mürekkebim
Ve kalemim
Tutmaktan Kızıla boyanmış ellerim
Defterim al al olmuş
Beynimdeki mürekkep lekeleri
Damla damla iz olmuş
Defter yapraklarına.
Doluyum
Yagmaktan usanmadan
Ve kara kan almaktan durmadan
Bir o kadar da yazmaktan usanmadan
Sana doluyum.
Suratına savurmadigim sözcükler
Sarılamamanın onulmaz acısı
Bir o kadar da
Temmuz sonunda yağan güz sağanağı
Çalma Listesi
31 Temmuz 2013
gittiğinden beri
Vakit ne çabuk geçti sensiz,
Bana bir Hoşça kal bile demeden
Gittigin gecenin sabahında
Erkekligimden utanmis
Kadinligina ofkelenmistim.
Haziranin yaprak yaprak döküldüğü
Temmuzun ağustostan gün çaldığı bir sabahta
Verdiğim sözlerden utandım.
Tutamayacak oldugumdan değil
Tutunamayacakligimdan.
Daha cirakligini atlatamamisken yuregim,
Gün çaldığın ömrümden
Sevistigimiz gecelerin
Ve bir de
Kurduğumuz iki kişilik hayallerin
Kuramayacagimdan degil
Olamayacağından dert yanarım.
Bazen zamanda seyahati düşünür,
Yine olsa yatağına gül bırakır mıyım
Diye düşünürdüm
Uykusuz gecelerin sabahlarında.
Gece yürüyüşlerimiz
Tatlı telaslarimiz
Ve yanaklarimizdan düşen
Ufak kaygilarimiz
Ve birde aldırış etmediğimiz utanmalarimiz.
Kiraz ayı bitmiş
Ağustos gün almış temmuzdan
Ve sen yalan sevgili
Yalın sekilde verdiğim gönlümü
Dalli budakli ve bir o kadar da
Kaygılı sattin bana.
Ya işte böyle,
Geçen zaman geçmiş
Seceresini tuttuğum ayrılıklar
Çentik çentik birikmiş
Ve sen
Hoş sözler söylediğim
Nedensiz hayaller kurduğum
Düş ülkemden parsel parsel güzellikler vaadettigim
Sevgili diye koynuna girdiğim
Neden düştün gözümden?
Vakit öylesine geçti gitti
İlkbahar sonunda
Turnalar göçe koştu.
Serin sular bulandı durdu.
Gönül bu ağlamaklı,
Küs küs oldu hayata karşı
Hepsinin nedeni cok açıktı
Yeni sevmelere kapıları kapaliydi...
Bana bir Hoşça kal bile demeden
Gittigin gecenin sabahında
Erkekligimden utanmis
Kadinligina ofkelenmistim.
Haziranin yaprak yaprak döküldüğü
Temmuzun ağustostan gün çaldığı bir sabahta
Verdiğim sözlerden utandım.
Tutamayacak oldugumdan değil
Tutunamayacakligimdan.
Daha cirakligini atlatamamisken yuregim,
Gün çaldığın ömrümden
Sevistigimiz gecelerin
Ve bir de
Kurduğumuz iki kişilik hayallerin
Kuramayacagimdan degil
Olamayacağından dert yanarım.
Bazen zamanda seyahati düşünür,
Yine olsa yatağına gül bırakır mıyım
Diye düşünürdüm
Uykusuz gecelerin sabahlarında.
Gece yürüyüşlerimiz
Tatlı telaslarimiz
Ve yanaklarimizdan düşen
Ufak kaygilarimiz
Ve birde aldırış etmediğimiz utanmalarimiz.
Kiraz ayı bitmiş
Ağustos gün almış temmuzdan
Ve sen yalan sevgili
Yalın sekilde verdiğim gönlümü
Dalli budakli ve bir o kadar da
Kaygılı sattin bana.
Ya işte böyle,
Geçen zaman geçmiş
Seceresini tuttuğum ayrılıklar
Çentik çentik birikmiş
Ve sen
Hoş sözler söylediğim
Nedensiz hayaller kurduğum
Düş ülkemden parsel parsel güzellikler vaadettigim
Sevgili diye koynuna girdiğim
Neden düştün gözümden?
Vakit öylesine geçti gitti
İlkbahar sonunda
Turnalar göçe koştu.
Serin sular bulandı durdu.
Gönül bu ağlamaklı,
Küs küs oldu hayata karşı
Hepsinin nedeni cok açıktı
Yeni sevmelere kapıları kapaliydi...
25 Temmuz 2013
sonbahar
Mutlu olmaya ramah kalmisken
Gittigin mevsimin adı sonbahar.
Iki dudaginin arasında ki sözcük;
Bir o kadar çok yolum var.
Adını ciziktirdigim defterler
Satır satır Karalar bağlamış.
Belki bir ağaç gölgesinde
Belkide anlam verdiğim gök mavisinde.
Galaksinin bütün yıldızları kadar uzak,
Adın bir o kadar sonbahar.
Renk renk yapraklarını
Turuncuya katmışsin
Bahar fidanı saçların asırlık çınar sanki.
Deminde bıraktığın anılar
Yaprak yaprak dökülüyor simdi.
Parçalanmış yüreğim asi bir oyunbaz şu sıralar.
Birde geçtiğimiz yollar
Ve altında sabahladigimiz lambalar
Bana hep aynı şarkıyı fisildar
Adın artık sonbahar.
Gittigin mevsimin adı sonbahar.
Iki dudaginin arasında ki sözcük;
Bir o kadar çok yolum var.
Adını ciziktirdigim defterler
Satır satır Karalar bağlamış.
Belki bir ağaç gölgesinde
Belkide anlam verdiğim gök mavisinde.
Galaksinin bütün yıldızları kadar uzak,
Adın bir o kadar sonbahar.
Renk renk yapraklarını
Turuncuya katmışsin
Bahar fidanı saçların asırlık çınar sanki.
Deminde bıraktığın anılar
Yaprak yaprak dökülüyor simdi.
Parçalanmış yüreğim asi bir oyunbaz şu sıralar.
Birde geçtiğimiz yollar
Ve altında sabahladigimiz lambalar
Bana hep aynı şarkıyı fisildar
Adın artık sonbahar.
28 Haziran 2013
öz-lü-yo-rum
Özlüyorum,
Saatlerdir otobüs bekliyorum.
Adres soruyorlar bana;
Bilmiyorum.
Arada bir saati kontrol ediyor,
Otobüsü bekliyorum.
Geçmiyor zaman denen olgu,
Seni özlüyorum.
Arada bir de,
Yoldan geçenleri gözlüyorum.
Bir çay ocağına oturmuş,
İçtiğimiz çayları düşünüyorum.
Otobüs ne zaman gelir diye duruyor,
Bekliyorum...
Tepemden vuran güneş,
Yüzünü hatırlatıyor.
Terliyorum.
Ter kokun geliyor aklıma,
Özlüyorum...
Saatlerdir otobüs bekliyorum.
Adres soruyorlar bana;
Bilmiyorum.
Arada bir saati kontrol ediyor,
Otobüsü bekliyorum.
Geçmiyor zaman denen olgu,
Seni özlüyorum.
Arada bir de,
Yoldan geçenleri gözlüyorum.
Bir çay ocağına oturmuş,
İçtiğimiz çayları düşünüyorum.
Otobüs ne zaman gelir diye duruyor,
Bekliyorum...
Tepemden vuran güneş,
Yüzünü hatırlatıyor.
Terliyorum.
Ter kokun geliyor aklıma,
Özlüyorum...
..lar beni / gitme (ölme) vakti
Gidişini hazmedemedim bir türlü,
Şimdi ölme vaktidir.
Tabut tabut taşısınlar beni,
Kızıl karanfillerle uğurlasınlar.
Umut umut bakan benliğim,
Şimdi Temmuz'da bir cenazedir.
Sevişini terkedemedim bir türlü,
Odanda; verdiğin pembe tozla yıkasınlar beni,
Adına yazdığım şiirleri bassınlar,
Anıt anıt yaşatsınlar seni.
Kanlıca'da Barış'ın yanına koysunlar beni,
Senin toprağından getirsinler tabut tabut,
Kül kül karıştırsınlar senle beni.
Şimdi ölme vaktidir,
Ölümü bu kadar düşlerken,
Benim gömülme vaktimdir.
Sevişini terketmeden önce,
Toprak toprak serilme vaktimdir.
Şimdi ölme vaktidir.
Tabut tabut taşısınlar beni,
Kızıl karanfillerle uğurlasınlar.
Umut umut bakan benliğim,
Şimdi Temmuz'da bir cenazedir.
Sevişini terkedemedim bir türlü,
Odanda; verdiğin pembe tozla yıkasınlar beni,
Adına yazdığım şiirleri bassınlar,
Anıt anıt yaşatsınlar seni.
Kanlıca'da Barış'ın yanına koysunlar beni,
Senin toprağından getirsinler tabut tabut,
Kül kül karıştırsınlar senle beni.
Şimdi ölme vaktidir,
Ölümü bu kadar düşlerken,
Benim gömülme vaktimdir.
Sevişini terketmeden önce,
Toprak toprak serilme vaktimdir.
ay karanlık
Ay karanlık,
Yüzün aya vurmuş,
Saçların parmaklık,
Ellerim saçlarına dokunmuş.
Üsküdar'da öğlen olmuş,
Gölgen arkamda durmuş,
Silüet silüet geçiyorsun gözlerimden,
Gözlerim kör,
Ay karanlık.
Yol karanlık,
Giresun'a bilet almışım,
Otomobil farları gözümü almış,
Seni düşünürken uykuya dalmışım.
Yol karanlık...
Yıldızları saymaya başlamışım,
Gri ceketim, beyaz ayakkabım,
Ayaklarıma kara sular inmiş,
Göğe dalmışım;
Ay karanlık,
Ağlamışım...
Yüzün aya vurmuş,
Saçların parmaklık,
Ellerim saçlarına dokunmuş.
Üsküdar'da öğlen olmuş,
Gölgen arkamda durmuş,
Silüet silüet geçiyorsun gözlerimden,
Gözlerim kör,
Ay karanlık.
Yol karanlık,
Giresun'a bilet almışım,
Otomobil farları gözümü almış,
Seni düşünürken uykuya dalmışım.
Yol karanlık...
Yıldızları saymaya başlamışım,
Gri ceketim, beyaz ayakkabım,
Ayaklarıma kara sular inmiş,
Göğe dalmışım;
Ay karanlık,
Ağlamışım...
Otoportre
bir garip insanım ben
içim hep tuhaf
melankolinin hasını bilirim
hasırdan örülmüş duygularım
düşlerim bir anadolu
tuhaf kızlar gördüm hep
yürüdüm sokak lambalarının altında
yalnızdım ellerim ceplerimde
sigaram eksik olmazdı
yirmi ile yirmi üçümde
düğüm düğüm uçurumlarım vardı
ilmek ilmek atlardım üstünden
olur da bir gün düşersem
melankoliye bağlardım
ellerim çenemde durur
zaman zaman durup ağlardım
yüzüm gülerdi içim gülmezdi
ben bir garip insandım
içim hep tuhaf
melankolinin hasını bilirim
hasırdan örülmüş duygularım
düşlerim bir anadolu
tuhaf kızlar gördüm hep
yürüdüm sokak lambalarının altında
yalnızdım ellerim ceplerimde
sigaram eksik olmazdı
yirmi ile yirmi üçümde
düğüm düğüm uçurumlarım vardı
ilmek ilmek atlardım üstünden
olur da bir gün düşersem
melankoliye bağlardım
ellerim çenemde durur
zaman zaman durup ağlardım
yüzüm gülerdi içim gülmezdi
ben bir garip insandım
25 Haziran 2013
Allı balık
Bitiyor akvaryumun oksijeni,
Sepeleye sepeleye yüzüyor balık,
Yana yatmış sol tarafı,
Dibini bulatıyor suyun,
Yosunlar sararmış,
Kır düşmüş yapraklarına.
Düş ülkemde sonbahar var şimdi.
Bütün renkler kızıl, sarı ve mavi.
Çınarlar ortasından yarılmış,
Başlamış güz sağanağı.
Kaçağım yağmurundan,
Bir anda hersey olmuş ahmakıslatan.
Yer gök kızıl karanfil olmuş,
Doymamışım, içim kan kokmuş.
Benek benek olmuş balığın pulları,
Pul pul dökülüyor göz yaşları.
Eey! Sayın sevgili:
Kaç balık daha boğulacak?
Kaç balık yosun tutacak!
Kılçığı kalmış bedenimin,
İçinde sakladığı birşeyler var senin için,
İllede düşlüyorum,
Yine de bir yanım sevgili...
25.06.2013
Sepeleye sepeleye yüzüyor balık,
Yana yatmış sol tarafı,
Dibini bulatıyor suyun,
Yosunlar sararmış,
Kır düşmüş yapraklarına.
Düş ülkemde sonbahar var şimdi.
Bütün renkler kızıl, sarı ve mavi.
Çınarlar ortasından yarılmış,
Başlamış güz sağanağı.
Kaçağım yağmurundan,
Bir anda hersey olmuş ahmakıslatan.
Yer gök kızıl karanfil olmuş,
Doymamışım, içim kan kokmuş.
Benek benek olmuş balığın pulları,
Pul pul dökülüyor göz yaşları.
Eey! Sayın sevgili:
Kaç balık daha boğulacak?
Kaç balık yosun tutacak!
Kılçığı kalmış bedenimin,
İçinde sakladığı birşeyler var senin için,
İllede düşlüyorum,
Yine de bir yanım sevgili...
25.06.2013
18 Haziran 2013
Ruhsuz Beden Tarifi
O kadar sarhoş olmamıştım uzun zamandır.
Kuş seslerini duymayalı,
Rüzgarın dudaklarımı öpüşünü hissetmiyordum epeydir.
Geldi bir gün; mavi boncuk saçarak,
Uzun uzadıya vaadetti.
Elimi hiç bırakmayacakmış gibi tuttu sanki...
Halbuki bir bilinmezliğe uğurladı beni,
Hece hece dökülüyordu kelimeler dudaklarımdan,
Sesim sesime karışıyor; tek tek damlıyordu göz bebeklerimden.
Çok sürmedi politikacı vaatleri;
Ve oda ardına bakmadan gitmeyi yeğledi.
Ruhsuz bedenim kaldı geriye,
Duygularından arınmış, çıplak, sade.
Her şey sarpa sardı biranda,
Yerini tatsız, kokusuz ve renksiz hallere bıraktı...
24.05.2013
Kuş seslerini duymayalı,
Rüzgarın dudaklarımı öpüşünü hissetmiyordum epeydir.
Geldi bir gün; mavi boncuk saçarak,
Uzun uzadıya vaadetti.
Elimi hiç bırakmayacakmış gibi tuttu sanki...
Halbuki bir bilinmezliğe uğurladı beni,
Hece hece dökülüyordu kelimeler dudaklarımdan,
Sesim sesime karışıyor; tek tek damlıyordu göz bebeklerimden.
Çok sürmedi politikacı vaatleri;
Ve oda ardına bakmadan gitmeyi yeğledi.
Ruhsuz bedenim kaldı geriye,
Duygularından arınmış, çıplak, sade.
Her şey sarpa sardı biranda,
Yerini tatsız, kokusuz ve renksiz hallere bıraktı...
24.05.2013
Sepya Sepya
Zor oluyor uğurlamalar.
Ellerini tutamıyorum mesela,
Göğün mavisini göremiyorum.
Nötr oluyor her gün,
Bütün renkler siyah beyaz.
Eski resimlere dönüyor herşey,
Sepya sepya, parça parça,
Soluk soluk arşivliyorum,
Nefes nefese kaldığım günlerde,
Gece yarılarım bitmek bilmiyor.
Kan ter içinde uyanıyorum,
Terlemişim boncuk boncuk.
Üst yazısı eksik kalıyor bazen,
Yine de düşlemekten kendimi alıkoyamıyorum...24.05.2013/Kütahya
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)